C.Зърнево / KİLİKADI
Bugün   21 Kasım 2019, Perşembe
 
                                                    
 
 

Google Arama Çubuğu






Kilikadı Türküsü

Döviz Kurları
                Alış                Satış

Bulgaristan Haberleri


Konsolosluklar








Linkler



Ziyaretçi İstatistikleri
Aktif Ziyaretçi 1
Bugün 44
Dün 80
Toplam Ziyaretçi 185211

ZAHİT GÜNEY

     

    3 Şubat 1946’da Bulgaristan’ın Kurt Pınar ilçesinin Kilikadı köyünde doğdu.1970’te Sofya Üniversitesi’nin Türk Filolojisi Bölümü’nü bitirdi. Dört yıl Türkçe öğretmenliği yaptı. Daha sonra Türkçe eğitimi kaldırılınca, on altı yıl Bulgar Dili ve Edebiyatı dersleri verdi. 2 Haziran 1989’da sınırdışı edildi. Anavatanın Tekirdağ Vilayetine yerleşerek, ilköğretim okulunda Türkçe öğretmenliğinden emekli oldu. Evli ve bir kız babasıdır.

        İlk şiirini 1964’te Bulgaristan’da Yeni Işık gazetesinde yayınlanan Zahit Güney’in birçok dergi, gazete ve seçkide yazıları, şiirleri yayınlandı. Türkiye’de Türk Dili, Milli Eğitim, Eğitim Penceresi, Tuna, Mavi Dergi gibi dergilerde, ayrıca çok sayıda seçkide şiir ve yazıları yayınlandı ve yayınlanmaktadır.

   Yurt dışında Azerbaycan,Kosova,Makedonya ve Yunanistan’da yapıtları yer buldu.

   İnsan Yanım, Zahit Güney’in İnsan Olmak (1997) ve Bölüşmek’ten (2000) sonra üçüncü şiir kitabıdır.

 

KİTAPLARI

   

 

ŞİİRLERİ

ŞİİRİSTAN’A DOĞRU

Yirmi dokuz harf Birkaç da noktalama imi Şıp şıp da şıp şıp Betonu bile oyan damlalarca Oydular da oydular Yüreğimi;  

Eteği ne budu ne zavallının Delik deşik oldu Çırpındıkça…

 

Türkiye’m!
Ufuklarında aydınlık günlerin muştusu
Şehit kanlarının allığı
Nereye dek sürüyorsa toprağın kutsallığı
Orda ben varım;
Orada sen
********
Evlerin yalnızlığında /Yalnızlığın evlerinde
Giderayak içilen bir yudum şarap tadında
Bölüne bölüne biter de gece
Anlatmakla bitmez çocukluğum
********
Dün O’ydu,bugün onlar…
Ben hep ben olduğumdan
Çoğul oldu Edisonlar
*********
Gerçi sen olmasaydın
Ne Akdeniz olurdu Yeryüzünde
Ne de hüzün sözcüğü
Türkçe’mde…
*********
Özgür atlar
Bayrak yapıp yelereni dalga dalga
Dört nala koşarak
Özgürlüğü getirdiler Anadolu’ma
Çanakkale üzerinden…
**********
Sanat manat derken
Picasso beni kandırır
Seni alırdı elimden
**********
Her nedense ben
Susmamla meşhurum;
Sustuğum anlar
En çok konuşurum
***********
Kaç yüreği olmalı insanın
Yapayalnız bu korkunç gecede
Ölülerin fotoğrafını çekmek için
Tikrit ile Felluce’de
********
Kimse ölmesin soğuktan
Ölüm bile bölüşülsün
***********
Gerçek Özgürlüğün gerçek sahibi
Kurtulmuş Yerçekiminden
Yürüyor Güneş’e doğru
Baba evine gider gibi
**********
Pencerelerden bakınca
Unutamadıklarından çok daha güzel belki
kendi balkonlarından kendi çiçekleri açacak
Bu gece.
**********
Altın rengi çoktan saçlarımın
Şimdi beni görsen
Tanır mısın annem
**********
Unutmak yok,Anış var
Dinginlik yok,yarış var
Sataşma yok,barış var;
***********
Köpeğimiz var.Anladık
Evlerimiz nerede?
**********
Bir yere gitmiyorum bundan öte.Nokta
Bırakın beni
Yürüyelim
**********
Tuna durdukça
Bitimsiz
Bir dakikalık saygı duruşuna başlar
Osman Paşa’nın önünde
**********
Mavi gözlü altın saçlı çocuk
Dudaklarından demet demet umut
Umutlarımda sen
**********
Şimdi sıra bende:
Hepinizi gözlerinizden öperim,çocuklar
Beni siz büyüttünüz.
***********
Her sabah yörüngesini değiştirdi güneş
Koşturmak için beni
Peşinde…
 
 



           Yalnızlıktan kurtulmak için yalnızlığı seçtim ben.

    Şiirin öbür adı yalnızlık değil mi?